Bir trafik kazası, iş yerinde yaşanan bir kaza, hatalı bir tıbbi uygulama ya da haksız bir saldırı; insanın hayatını bir anda alt üst edebilen olaylardır. Bu tür olaylarda yalnızca fiziksel veya duygusal bir yük değil, çoğu zaman ciddi ekonomik kayıplar da ortaya çıkar. Tazminat hukuku, işte bu noktada devreye girer ve haksız bir fiil ya da sözleşmeye aykırılık nedeniyle zarara uğrayan kişinin uğradığı kaybın giderilmesini amaçlar. Ancak tazminat süreci, zararın belgelenmesinden kusur oranının belirlenmesine, illiyet bağının ortaya konmasından zamanaşımı sürelerinin takibine kadar pek çok teknik aşamayı içerir. Av. Aydın olarak olayın yaşandığı andan tazminat alacağının tahsiline kadar her aşamada müvekkillerimize bütüncül destek sunuyoruz. Deneyimli bir İzmir tazminat avukatı ile sürecin baştan doğru kurulması, hem hak kayıplarını önler hem de zararın gerçek boyutuyla talep edilmesini sağlar.
Tazminat Avukatı Olarak Verdiğimiz Hizmetler
Tazminat hukuku, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık hükümleri başta olmak üzere geniş bir mevzuatı kapsayan kapsamlı bir alandır. Bu alanda verdiğimiz hizmet yalnızca trafik kazalarıyla sınırlı değildir; bir kişinin hukuka aykırı bir davranış nedeniyle zarara uğradığı hemen her uyuşmazlık çalışma kapsamımızdadır. Bir İzmir tazminat avukatı, dosyanın hangi tarafında olursa olsun maddi hukuka ve usul kurallarına hâkim olmalı, zararı ve illiyet bağını doğru değerlendirebilmelidir. Başlıca dava ve işlem türlerimiz şunlardır:
- Maddi ve manevi tazminat davaları: Bir haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle malvarlığında meydana gelen kayıpların (maddi zarar) ve kişinin yaşadığı acı, üzüntü ve elemin (manevi zarar) giderilmesine yönelik davalardır. Tazminat hukukunun temelini oluşturan bu davalar pek çok farklı olaydan doğabilir.
- Trafik kazası kaynaklı tazminat: Ölümlü, yaralanmalı veya yalnızca maddi hasarlı trafik kazalarında; araç değer kaybı, tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik zararları ile manevi tazminat talepleri bu kapsamda değerlendirilir. Sigorta şirketine başvuru ve dava süreçleri birlikte yürütülür.
- İş kazası ve meslek hastalığı tazminatı: İş yerinde veya işin yürütülmesi sırasında meydana gelen kazalar ile çalışma koşullarından kaynaklanan meslek hastalıklarında, işçinin veya yakınlarının işverene karşı maddi ve manevi tazminat talepleri bu başlık altında yürütülür.
- Tıbbi malpraktis (hatalı tıbbi uygulama): Hekim veya sağlık kuruluşunun özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu hastanın zarara uğraması halinde, oluşan zararın tazminine yönelik davalardır. Bu dosyalarda bilirkişi ve uzman görüşü belirleyici rol oynar.
- Destekten yoksun kalma tazminatı: Bir kişinin haksız bir fiil sonucu hayatını kaybetmesi durumunda, onun desteğinden yoksun kalan yakınlarının (eş, çocuk, anne-baba gibi) uğradıkları ekonomik kaybın giderilmesine yönelik tazminattır.
- Haksız fiil kaynaklı tazminat: Hukuka aykırı bir davranışla bir başkasına kasten veya ihmalle zarar verilmesi halinde doğan tazminat taleplerini kapsar. Darp, mala zarar verme veya başka bir hukuka aykırı eylemden doğan zararlar bu kategoride değerlendirilir.
- Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat: Tarafların aralarındaki bir sözleşmeden doğan borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararların tazminine ilişkin davalardır.
- Kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat: Hakaret, iftira, özel hayatın gizliliğinin ihlali ya da basın ve sosyal medya yoluyla kişilik haklarına yönelen saldırılar nedeniyle istenebilen maddi ve manevi tazminat talepleridir.
- Ölümlü ve yaralanmalı kazalarda tazminat: Yalnızca trafik değil; iş, ev kazaları ve diğer olaylar sonucu ölüm veya bedensel zarar meydana geldiğinde, mağdurun ya da yakınlarının uğradığı zararların giderilmesi için yürütülen tazminat süreçleridir.
- Ürün sorumluluğu ve hizmet kusurundan doğan tazminat: Ayıplı bir ürünün veya kusurlu bir hizmetin neden olduğu zararlarda, üretici veya hizmet sağlayıcısına karşı ileri sürülebilen tazminat talepleridir.
- İdarenin sorumluluğundan doğan tazminat: Kamu idaresinin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinde meydana gelen zararların tazminine ilişkin, idari yargıda yürütülen tam yargı davaları.
- Sigorta uyuşmazlıklarından doğan tazminat: Kasko, trafik sigortası ve diğer sigorta poliçelerinden kaynaklanan, ödenmeyen veya eksik ödenen tazminat alacaklarının tahsiline yönelik başvuru ve dava süreçleri.
Bu dava türlerinin tamamında bir İzmir tazminat avukatı, dosyayı yalnızca zararın varlığı açısından değil; kusurun kime ait olduğu, illiyet bağının kurulup kurulamayacağı ve zarar kalemlerinin doğru hesaplanması açısından bütüncül biçimde değerlendirmelidir. Av. Aydın olarak tazminat dosyalarına bu çok boyutlu perspektiften bakmanın, zararın gerçek boyutuyla talep edilmesi açısından belirleyici olduğuna inanıyoruz.
Maddi ve Manevi Tazminat Arasındaki Fark
Tazminat hukukunda en sık karşılaşılan ayrım, maddi tazminat ile manevi tazminat arasındaki ayrımdır. Bu iki kavram çoğu zaman birlikte talep edilse de, dayanakları ve hesaplanma biçimleri birbirinden farklıdır. Doğru bir tazminat talebi, bu ayrımın net biçimde kurulmasıyla başlar.
Maddi Tazminat
Maddi tazminat, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen somut kayıpların giderilmesini amaçlar. Bu kapsamda tedavi giderleri, hastane ve ameliyat masrafları, çalışma gücünün kaybı nedeniyle uğranılan gelir kaybı, geçici ve sürekli iş göremezlik zararları, araçtaki değer kaybı, onarım masrafları ve cenaze giderleri gibi pek çok kalem yer alabilir. Maddi tazminatın amacı, zarar gören kişiyi mümkün olduğunca zarar görmeden önceki ekonomik durumuna kavuşturmaktır. Bu nedenle zararın belgelerle ve gerektiğinde bilirkişi raporlarıyla somut biçimde ortaya konması büyük önem taşır. Bir İzmir tazminat avukatı, maddi zararın tüm kalemleriyle eksiksiz hesaplanmasını ve hiçbir hak kalemi atlanmadan talep edilmesini sağlar.
Manevi Tazminat
Manevi tazminat ise, kişinin yaşadığı acı, üzüntü, elem ve ruhsal çöküntü gibi maddi olmayan zararların bir nebze de olsa giderilmesini amaçlar. Bir trafik kazasında yaralanan kişinin çektiği acılar, bir yakınını kaybeden ailenin yaşadığı derin üzüntü ya da kişilik haklarına yönelen bir saldırının doğurduğu manevi yıkım bu kapsamdadır. Manevi tazminatın parayla ölçülebilen bir karşılığı bulunmadığından, miktarı hâkim tarafından tarafların ekonomik durumu, kusurun ağırlığı ve zararın boyutu gibi ölçütler dikkate alınarak takdir edilir. Manevi tazminat, zarar göreni zenginleştirmeyi değil, yaşadığı acıyı kısmen hafifletmeyi amaçlar. Bu nedenle talebin gerçekçi ve dosyanın koşullarıyla uyumlu biçimde ileri sürülmesi gerekir.
Kusur, İlliyet Bağı ve Hukuka Aykırılık
Bir tazminat talebinin temellendirilebilmesi için yalnızca bir zararın varlığı yeterli değildir. Türk Borçlar Kanunu uyarınca haksız fiilden doğan sorumluluğun kurulabilmesi için kural olarak dört unsurun bir arada bulunması gerekir: hukuka aykırı bir fiil, bu fiil sonucu doğan bir zarar, kusur ve fiil ile zarar arasındaki nedensellik (illiyet) bağı.
Hukuka aykırı fiil, hukuk düzeninin koruduğu bir değere yönelik, izin verilmeyen bir davranıştır. Zarar, kişinin malvarlığında veya manevi değerlerinde meydana gelen eksilmedir. Kusur, fiili işleyen kişinin kast veya ihmalle hareket etmiş olmasıdır; ancak bazı hallerde kanun, kusur aranmaksızın da sorumluluk öngörür. İlliyet bağı ise, zararın doğrudan o hukuka aykırı fiilden kaynaklanmış olmasını ifade eder.
İlliyet bağı, tazminat hukukunun belkemiğidir: Zarar ne kadar ağır olursa olsun, eğer zarar ile fiil arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa tazminat talep edilemez.
Bazı durumlarda illiyet bağı kesilebilir veya zarar görenin kendi kusuru tazminat miktarını etkileyebilir. Örneğin trafik kazasında zarar görenin de kusuru varsa, kusur oranına göre tazminatta indirim yapılabilir. Bu nedenle kusur oranlarının ve illiyet bağının doğru biçimde ortaya konması, çoğu zaman bilirkişi incelemesi gerektiren teknik bir konudur. Bir İzmir tazminat avukatı, bu unsurların dosyada eksiksiz biçimde kurulmasını ve kusur dağılımının müvekkil lehine doğru değerlendirilmesini sağlar.
Kusursuz Sorumluluk Halleri
Tazminat hukukunda kural, kusura dayalı sorumluluktur; yani bir kişi ancak kusurlu davranışı nedeniyle verdiği zarardan sorumlu tutulur. Ancak kanun, belirli hallerde kusur aranmaksızın da sorumluluk öngörmüştür. Bu durumlara kusursuz sorumluluk denir ve özellikle tehlikeli faaliyetlerde ya da başkalarının davranışından sorumluluk hallerinde gündeme gelir.
Kusursuz sorumluluğun başlıca örnekleri arasında; bir işletmenin faaliyetinden doğan tehlike sorumluluğu, motorlu araç işletenin sorumluluğu, yapı malikinin sorumluluğu, hayvan bulunduranın sorumluluğu ve adam çalıştıranın (istihdam edenin) sorumluluğu sayılabilir. Örneğin trafik kazalarında aracın işleteni, kendi kusuru bulunmasa dahi belirli koşullarda doğan zarardan sorumlu olabilir. Benzer şekilde bir işveren, çalışanının iş görmesi sırasında üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu tutulabilir. Bu sorumluluk hallerinin doğru belirlenmesi, dosyanın kime karşı ve hangi hukuki temele dayanılarak yürütüleceğini belirler. Bir İzmir tazminat avukatı, somut olayda kusura dayalı sorumluluğun mu yoksa kusursuz sorumluluğun mu söz konusu olduğunu değerlendirerek davanın en sağlam zemine oturtulmasını sağlar.
Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?
Tazminat davalarında en çok merak edilen konulardan biri, talep edilebilecek tutarın nasıl belirlendiğidir. Maddi tazminatta amaç, zarar gören kişiyi zarar görmeden önceki haline getirmek olduğundan, hesaplama somut zarar kalemleri üzerinden yapılır. Bu kalemler dosyanın türüne göre değişir.
Örneğin bedensel zararla sonuçlanan bir kazada; tedavi ve bakım giderleri, çalışma gücünün kaybından doğan kazanç kaybı, geçici ve sürekli iş göremezlik zararları ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar hesaba katılır. Sürekli iş göremezlik durumunda, kişinin yaşı, mesleği, geliri ve maluliyet oranı dikkate alınarak aktüeryal hesaplamalar yapılır. Ölüm halinde ise destekten yoksun kalanların uğradığı destek kaybı, yine bilimsel ve aktüeryal yöntemlerle belirlenir. Bu hesaplamalar genellikle uzman bilirkişiler tarafından yapılır ve dosyanın belkemiğini oluşturur.
Manevi tazminatta ise belirli bir hesaplama formülü bulunmaz; miktar hâkimin takdirine bağlıdır. Hâkim, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, kusurun ağırlığını, olayın oluş biçimini ve zararın boyutunu birlikte değerlendirerek hakkaniyete uygun bir tutar belirler. Tazminat hesabının doğru kurulması, hem talebin eksik kalmamasını hem de gereksiz reddedilmemesini sağlar. Bu nedenle bir İzmir tazminat avukatı, zarar kalemlerinin eksiksiz tespit edilmesini ve bilirkişi raporlarının titizlikle incelenmesini önemser.
Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süreleri
Tazminat hukukunda en kritik konulardan biri, sürelerin doğru takip edilmesidir. Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde, Türk Borçlar Kanunu zamanaşımı bakımından ikili bir süre öngörür. Zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak nispeten kısa bir süre içinde; her halükârda ise fiilin işlendiği tarihten itibaren daha uzun bir azami süre içinde davasını açmalıdır. Bu süreler birlikte işler ve hangisi önce dolarsa talep hakkı o anda zamanaşımına uğrayabilir.
Eğer tazminata konu fiil aynı zamanda bir suç oluşturuyor ve ceza kanununda bu suç için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüşse, tazminat talebi bakımından da bu daha uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir. Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat taleplerinde ise farklı zamanaşımı süreleri söz konusudur. Sürelerin başlangıç anı, türü ve hangi olaya hangi sürenin uygulanacağı teknik bir değerlendirme gerektirdiğinden, somut maddeye ilişkin kesin bir süre belirtmeden önce dosyanın incelenmesi gerekir. Bu nedenle bir tazminat olayıyla karşılaşıldığında vakit kaybetmeden bir İzmir tazminat avukatına başvurmak, zamanaşımı nedeniyle hak kaybı yaşanmasını önler.
İzmir Tazminat Avukatı Ücretleri
Tazminat avukatı ücreti, çoğu kişinin sürecin başında merak ettiği konuların başında gelir. Ücreti belirleyen en önemli etken; dosyanın türü, talep edilen tazminat miktarı, kusur ve illiyet bağının karmaşıklığı ile öngörülen iş yüküdür. Yalnızca araç değer kaybına ilişkin bir başvuru ile yıllarca sürebilecek, bilirkişi incelemeleri gerektiren bir destekten yoksun kalma davası, gerektirdiği emek bakımından birbirinden çok farklıdır. Aşağıdaki tablo, ücretlendirmeye ilişkin genel bir çerçeve sunmak amacıyla hazırlanmıştır; kesin rakam değil, ücreti etkileyen unsurları göstermek içindir.
| İşlem / Dava Türü |
Ücreti Etkileyen Başlıca Unsurlar |
| Trafik kazası tazminatı (değer kaybı, yaralanma) |
Zararın türü ve büyüklüğü, kusur oranı tartışması, sigorta süreci ve bilirkişi gereksinimi |
| İş kazası ve meslek hastalığı tazminatı |
Maluliyet oranı, kusur dağılımı, aktüeryal hesap ve yargılama süresi |
| Destekten yoksun kalma tazminatı |
Destek görenlerin sayısı, aktüeryal hesabın kapsamı ve dosyanın karmaşıklığı |
| Tıbbi malpraktis davası |
Bilirkişi ve uzman görüşü yoğunluğu, zararın boyutu ve teknik inceleme gereksinimi |
| Manevi tazminat davası |
Olayın niteliği, talep edilen tutar ve dosyanın kapsamı |
| Hukuki danışmanlık / ön görüşme |
Sorunun kapsamı ve gerektirdiği inceleme |
Avukatlık ücretleri hiçbir koşulda Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) altında belirlenemez. Bu tarife, avukatlık hizmetinin asgari değerini güvence altına alır ve ücretlendirmenin alt sınırını oluşturur. Tazminat davalarında ücret çoğu zaman nispi biçimde, yani dava sonunda hükmedilen veya talep edilen tazminat miktarının belirli bir oranı üzerinden de kararlaştırılabilir; bu oran ve esaslar müvekkil ile avukat arasındaki sözleşmeyle belirlenir. Av. Aydın olarak ön görüşmede dosyanızı değerlendirip kapsamı netleştirdikten sonra şeffaf bir ücret bilgisi sunarız; somut dosya incelenmeden kesin bir rakam taahhüt etmek doğru bir yaklaşım olmaz.
Burada sıkça karıştırılan bir ayrıma da dikkat çekmek gerekir. Avukata ödenen vekâlet ücreti, avukatlık hizmetinin karşılığıdır ve müvekkil ile avukat arasındaki sözleşmeye dayanır. Buna karşılık yargılama giderleri; harçlar, bilirkişi ücretleri, tanık ve keşif giderleri, posta ve tebligat masrafları gibi dava sürecinde devlete veya üçüncü kişilere ödenen kalemlerdir. Tazminat davalarında, dava değeri üzerinden alınan harçlar önemli bir kalem oluşturabilir. Ayrıca davanın sonucuna göre, mahkemenin haksız çıkan tarafa yükleyebileceği karşı vekâlet ücreti de gündeme gelebilir; bu ücret, avukatla yapılan sözleşmedeki ücretten farklı bir kavramdır. Bir İzmir tazminat avukatı ile çalışırken bu kalemlerin baştan açıkça konuşulması, sürpriz maliyetlerin önüne geçer ve süreci öngörülebilir kılar.
İzmir'de En İyi Tazminat Avukatı Hangisi?
İnternette en çok aranan sorulardan biri "İzmir'de en iyi tazminat avukatı kim" sorusudur. Dürüst bir yaklaşımla belirtmek gerekir ki, her dosya için geçerli olan tek bir "en iyi" avukat yoktur. Doğru ifade, "en iyi" avukat değil, dosyaya en uygun avukattır. Çünkü her tazminat dosyasının kendine özgü koşulları, zararın niteliği, kusur durumu ve hesaplama yöntemi vardır. Bir araç değer kaybı dosyası ile ağır maluliyetle sonuçlanan bir iş kazası ya da bir tıbbi malpraktis davası, çok farklı uzmanlık ve teknik bilgi gerektirir. Bu nedenle "en iyi" arayışı yerine, dosyanızın gereksinimlerine uygun avukatı bulmaya odaklanmak çok daha sağlıklıdır.
İyi bir tazminat avukatı seçerken değerlendirilebilecek bazı ölçütler şunlardır:
- Deneyim ve uzmanlık alanı: Avukatın tazminat hukuku alanında ve dosyanızdakine benzer uyuşmazlıklarda (trafik, iş kazası, malpraktis vb.) yürüttüğü işlerdeki birikimi önemlidir.
- Hesaplama ve bilirkişiye hâkimiyet: İyi bir tazminat avukatı, aktüeryal hesapları ve bilirkişi raporlarını doğru değerlendirebilir; eksik veya hatalı hesaplara zamanında itiraz edebilir.
- İletişim ve şeffaflık: Süreci anlaşılır biçimde açıklayan, gerçekçi bir tablo sunan ve abartılı tutar vaatlerinde bulunmayan bir avukatla çalışmak güven verir.
- Sigorta ve dava süreçlerine hâkimiyet: Özellikle trafik kazalarında sigorta şirketine başvuru, Sigorta Tahkim Komisyonu ve dava yolu arasındaki seçimi doğru yapabilmek önemlidir.
- Meslek etiğine bağlılık: "Şu kadar tazminat kesin alırız" gibi garanti veren değil, dürüst ve gerçekçi değerlendirme yapan avukat tercih edilmelidir.
Tazminat davalarında hiçbir avukatın sonucu ve tutarı önceden garanti edemeyeceğini bilmek gerekir; çünkü karar, kusur durumuna, bilirkişi hesaplarına ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Bir İzmir tazminat avukatı seçerken size kesin bir tutar vaat eden değil, dosyanızı dürüstçe değerlendiren ve olası senaryoları açıkça anlatan bir avukatı tercih etmeniz, uzun vadede çıkarınıza olacaktır. Av. Aydın olarak yaklaşımımız, abartılı vaatlerden kaçınmak ve müvekkilimize gerçek bir tablo sunarak zararın en doğru biçimde tazmin edilmesi için çalışmaktır.
Tazminat Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Tazminat süreci, doğru yönetildiğinde hak kaybını önleyen, ihmal edildiğinde ise telafisi güç sonuçlar doğurabilen bir süreçtir. Olayın hemen ardından atılan adımlar, çoğu zaman dosyanın sonucunu doğrudan etkiler. En sık karşılaşılan dikkat noktaları şunlardır:
- Delillerin zamanında toplanması: Kaza tespit tutanağı, hastane ve tedavi belgeleri, tanık bilgileri, fotoğraf ve görüntü kayıtları gibi delillerin olaydan hemen sonra toplanması büyük önem taşır.
- Zamanaşımı sürelerinin takibi: Tazminat taleplerinin süreye bağlı olduğu ve sürenin kaçırılması halinde talep hakkının yitirilebileceği unutulmamalıdır.
- Maluliyet ve zarar raporlarının doğru alınması: Sürekli iş göremezlik oranını gösteren sağlık kurulu raporları, tazminat hesabının temelini oluşturur; bu raporların usulüne uygun alınması gerekir.
- Sigorta başvurusunun doğru yapılması: Özellikle trafik kazalarında dava açmadan önce sigorta şirketine başvurmak çoğu zaman zorunludur; bu adımın atlanması dosyanın usulden reddine yol açabilir.
- Tutar belirlenmeden ibranameye dikkat: Sigorta veya karşı tarafça önerilen düşük tutarlı ödemeler karşılığında imzalanan ibra (feragat) belgeleri, kalan haklardan vazgeçilmesi sonucunu doğurabilir.
Bu noktaların gözden kaçması, çoğu zaman tazminat alacağının eksik kalmasına veya tamamen yitirilmesine yol açar. Sürecin başından itibaren bir İzmir tazminat avukatı ile çalışmak, bu risklerin önceden öngörülmesini ve gerekli adımların zamanında atılmasını sağlar.
Tazminat Davasının Aşamaları
Bir tazminat davası, belirli usul aşamalarından oluşur ve her aşamanın kendine özgü işlevi vardır. Süreç genellikle, varsa zorunlu başvuru yolunun (örneğin trafik kazalarında sigorta şirketine başvuru) tüketilmesiyle ya da doğrudan dava dilekçesinin hazırlanıp açılması ile başlar. Ardından davalı tarafın cevap dilekçesi sunması, tarafların karşılıklı dilekçeleri ve ön inceleme aşaması gelir; bu aşamada uyuşmazlık konuları ve dava değeri netleştirilir. Tahkikat aşamasında deliller toplanır, tanıklar dinlenir ve çoğu tazminat dosyasında belirleyici olan kusur ve hesap bilirkişi raporları alınır. Son olarak mahkeme, toplanan delilleri ve bilirkişi raporlarını değerlendirerek karar verir. Karara karşı koşulları varsa istinaf ve sonrasında temyiz yoluna başvurulabilir. Kararın kesinleşmesinin ardından, tazminat alacağı gerektiğinde icra yoluyla tahsil edilir. Bu aşamaların her birinde sürelerin ve usul kurallarının doğru takibi, dosyanın sağlıklı yürümesi açısından önemlidir.
Av. Aydın Olarak Yaklaşımımız
Tazminat hukuku; borçlar hukuku, sigorta hukuku, sağlık hukuku ve usul hukukunun iç içe geçtiği, teknik ve çok yönlü bir alandır. Her dosyanın kendine özgü koşulları, zararın niteliği, kusur durumu ve hesaplama yöntemi farklı bir hukuki strateji gerektirir. Av. Aydın olarak öncelikle dosyayı bütüncül biçimde değerlendirir, kusur ve illiyet bağını ayrıntılı biçimde inceler, zarar kalemlerini eksiksiz tespit eder ve sürecin başından itibaren olası hak kayıplarının önüne geçmeye çalışırız.
İzmir ve çevresindeki müvekkillerimize trafik kazası ve iş kazası tazminatlarından destekten yoksun kalma ve tıbbi malpraktis davalarına, sigorta başvurularından kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat taleplerine kadar her alanda destek sunuyoruz. Amacımız yalnızca davayı sonuçlandırmak değil; zararın gerçek boyutuyla, hiçbir kalem atlanmadan talep edilmesini sağlamaktır. Tazminat dosyalarında en sık karşılaşılan hak kayıpları; zamanaşımı sürelerinin kaçırılması, eksik hazırlanmış maluliyet raporları, yanlış hesaplanan zarar kalemleri ve düşünmeden imzalanan ibra belgelerinden kaynaklanır.
Bir kazaya, haksız bir fiile ya da hatalı bir uygulamaya maruz kalmak, kişinin yaşamındaki en zorlu dönemlerden biridir. Bu süreçte yanınızda alanında deneyimli bir hukuki danışmanın bulunması, hem haklarınızı korur hem de sürecin daha öngörülebilir ve daha az yıpratıcı ilerlemesini sağlar. Tazminat hukukuna ilişkin her türlü sorunuzda büromuzla iletişime geçebilirsiniz.